Sıkça Sorulan Sorular

Meme Büyütme

Meme protezleri, yuvarlak veya damla şeklinde olabilir. Protezler silikondan yapılmıştır. Günümüzde kullanılan son kuşak protezlerin dış yüzeyi, üretim teknolojisinin gelişmesiyle, hem kapsül kontraktürlerini en aza indirgemiş durumdadır hem de jel sızması ve protez patlaması gibi sorunlara artık rastlanmamaktadır. Bu yüzey pürtüklüdür, vücut içindeyken şekillerini koruyabilmektedirler.

Meme büyütmede kullanılan protezler hastanın göğüs kafesinin yapısına, mevcut memenin büyüklüğüne, şekline uygun seçilmelidir.

Protezin yerleştirileceği plan önemlidir. Temelde 3 farklı plana yerleştirme yapmak mümkündür:

  • Dual plan: Meme protezinin üst kısmı kas altında alt kısmı ise meme dokusu altında kalır.
  • Fasya altı: Kası örten zar tabası altına yerleştirilir.
  • Meme glandı altı: Meme glandının altına yerleştirilir.

Hangi plana yerleştirileceği hastanın doğum ve emzirme sonrası memesinde oluşan değişikliklere, memenin şekline, hastanın mevcut meme dokusu miktarına ve göğüs kafesi yapısına göre değişebilir.

Silikon protezlerin kanser yapmadığı kanıtlanmıştır. 2003 yılından beri Food & Drug Administration (FDA) tarafından ABD’de kullanımı serbest bırakılmıştır.

Protez kas üzerine yerleştirilirse ağrı olmaz, kas veya fasya altına yerleştirilirse hasta bir miktar ağrı hissedebilir, ağrı kesicilerle ameliyat sonrası dönemi rahat atlatabilir. Yaklaşık 2-3 gün ağrı olur, bu süreç hızla geriler ve yaklaşık 3 hafta içinde derideki ve kastaki gerginlik geçer.

Ameliyattan 3-4 saat sonra tuvalete gidilir, yemek yenebilir. 6- 10 saat sonra evine gidebilir. Ameliyat bölgesinde su geçirmez küçük bir pansuman olur, isterse hasta bununla ertesi gün banyo yapabilir. Hasta 3 gün sonra kas kuvveti gerektirmeyen işleri yapabilir, araba kullanıp, evinden çıkabilir. 3 hafta sonra egzersiz yapabilir ancak kol ve göğüs hareketleri için 6. Haftanın tamamlanmasını beklemesi önerilir

  • Meme son şeklini 3. Aydan sonra alır
  • Kontrollere 3. Hafta, 3. Ay, 6. Ay ve 1. senede çağırılır.

Meme büyütme ameliyatında kullanılan protezlerle mamografi, ultrason ve MR cihazına girilebilir. Görüntüleme alınabilir, meme altı oluğundan yerleştirilen protezlerde glandda kesi yapılmadığından radyolojik yorumlamada sıkıntı olmaz.

Hamilelikte veya sonrasındaki emzirme döneminde protezler anneye veya bebeğe bir zarar vermez. Ancak emzirme döneminden sonra memelerde sarkma olursa protezleri çıkarmadan dikleştirme ameliyatı yapılabilir.

Erken dönemde kan birikmesi, enfeksiyon, yara iyileşmesi sorunları görüleblir. Uzun dönemde ise en sık karşılaşılan kapsül kontraktürleridir. Kapsül kontraktürü kendini memelerde asimetri, “memenin top gibi görünmesi”, ağrı ve çeşitli estetik sorunlarla belli eder. Görülme sıklığı %1- 10 arası değişmektedir.  Kapsül kontraktürü oluşmasının nedeni protezi vücut tarafından yabancı cisim olarak algılanarak çevresinde bir kapsül oluşturmasıdır.  Oluşan kapsül memenin daha top gibi görünmesine, asimetrilere ve kapsül kontraktürü derecesine göre ağrıya sebep olur. Konan protez ne kadar büyükse kapsül kontraktürü riski o kadar artar. Tedavisi ise kapsülün çıkarılması ve yeni bir protezin yerleştirlmesidir. Uzun dönemde tekrarlaması durumunda yeni bir plana yerleştirme denenir. Ancak üçüncü kez tekrarlayan olgularda protez çıkarılır.  Yeni nesil protezlerde kapsül kontraktürleri eski nesil implantlara gore çok daha az görülür. “Form stable”, yani şeklini ameliyattan sonra muhafaza eden protezlerin kullanımı, fazla büyük olmayan ve vücut yapısına uygun implant seçimi kapsül kontraktürü riskini azaltır.

Meme Küçültme

Vücut yapısına göre memesi büyük olan 18 yaşını doldurmuş genç hastalar, kilo almış meme büyüklüğü nedeniyle iç çamaşırı bulmakta zorlanan, boyun ve sırt ağrısı çeken tüm hastalar meme küçültme ameliyatı için adaydır.

Meme başı çevresinde, meme başından meme altı oluğuna kadar dik bir iz ve olukta yatay bir iz kalır. Meme altı oluğundaki yatay iz memenin büyüklüğüne ve sarkıklık miktarına ve derinin elastikiyetine bağlı olarak çok kısa veya uzun olabilir.

Günümüzde en sık “vertikal mamaplasti” denen teknik kullanılıyor. Bu tekniğin daha eski bir yöntem olan “Ters T” şeklinde iz bırakan teknikten farkı; memeye daha dik bir şekil verilebilmesi, meme altı oluğundaki izin daha kısa tutulabilmesi ve memenin şeklinin uzun dönemde korunabilmesidir.

Evet. Deri altında kan birikmemesi için diren kullanılır. Ertesi gün veya 2 -3 gün sonra çekillir.

Ameliyat 2-3 saat arasında sürer. Meme ne kadar büyükse ameliyatın süresi o kadar uzar. Ameliyattan 3-4 saat sonra hasta tuvalete gidebilir, yemeğini yiyebilir. Kendine çabuk gelen hastalar aynı gün içinde taburcu edilebilir.  Hastalar, evde temizlik yapmak veya çocuğunu havaya kaldırmak gibi güç gerektiren aktiviteler dışında normal hayatını sürebilir. Ertesi gün dışarı çıkabilir. Hafif ve kısa sureli yürüyüş yapabilir. Spora ise 3 hafta sonra başlayabilir. Kol ve göğüs fitness hareketlerine ise 6 haftadan sonra başlanır.

Çoğunlukla kayıp olmaz ama bir farklılık olur. Özellikle ilk aylarda daha belirgindir, zaman geçtikçe hissiyat bir miktar geri döner. Çok büyük memelerde (gigantomasti) meme başını küçültme esnasında yukarı alırken his kaybını engellemeden yapmak mümkün olamayabilir. Bu konuda öncesinde hastaya mutlaka bilgi verilmelidir.

Süt kanallarının korunduğu tekniklerde (vertikal mamaplasti gibi) hamilelik sonrası süt verme ve emzirme hiç ameliyat olmamış kadınlarla hemen hemen aynıdır. Ancak gigantomasti olarak tanımlanan çok büyük memelerde memeyi küçültebilmek için kullanılan tekniğin özelliği nedeniyle süt verme mümkün olmamaktadır. Bu çok nadir bir durumdur.

Evet, var.  Aspirin ve kan sulandırıcılar (Kardiyoloğa danışarak, kesilmesinde sakınca yoksa, ameliyattan 10 gün önce kesilmelidir) Voltaren, apranax, vermidon gibi antienflamatuarlar Ginseng, ginko bloba, co enzim Q gibi bazı bitkisel tabletler Yeşil çay, keten tohumu Tüm zayıflama hapları Bu maddeler kanamaya neden olarak ameliyat sonrası komplikasyonları artırabilir.

Meme başının ameliyattan belli bir sure geçtikten sonra fazla yukarıda kalması özellikle eski tekniklerin geç dönem komplikasyonları arasındadır. Hastaların şikayeti genellikle areolanın sütyenin üst sınırından dışarı taşmasıdır. Bu hastalarda tekrardan dikleştirme ameliyatı yapmak gerekebilir.  Memelerde asimetri, memelerin istenenden büyük kalması, yara izlerinin kötü iyileşmesi, meme altı oluğunda potluk kalması yine görülebilir. Bütün bu olabilecek sorunları gidermek ikincil cerrahilerle mümkündür.

Meme Dikleştirme

Doğumlar sonrası memelerinin içi boşalan ve sarkan hastalar Kilo alıp vermeye bağlı deri elastikiyetinin kaybolduğu hastalar “Tubuler meme” olarak tarif edilen, meme başı ve areolası meme altı oluğunun çok aşağısında ve fazla büyük olan hastalar Meme başı ve areolası meme altı oluğunun minimal altında olan çok hafif sarkmalar

Meme başı çevresinde, meme başından meme altı oluğuna kadar dik bir iz ve olukta yatay bir iz kalır. Meme altı oluğundaki yatay iz memenin büyüklüğüne ve sarkıklık miktarına ve derinin elastikiyetine bağlı olarak çok kısa veya uzun olabilir.

Evet, var.  Aspirin, kansulandırıcılar (Kardiyoloğa danışarak, kesilmesinde sakınca yoksa, ameliyattan 10 gün once kesilmelidir) Voltaren, apranax, vermidon gibi antienflamatuarlar Ginseng, ginko bloba, co enzim Q gibi bazı bitkisel tabletler Yeşil çay, keten tohumu Tüm zayıflama hapları Bu maddeler kanamaya neden olarak ameliyat sonrası komplikasyonları artırabilir.

Dikleştirme ameliyatlarında süt kanallarına hemen hiç bir vakada müdahale edilmez, hamilelik sonrası süt verme ve emzirme hiç ameliyat olmamış kadınlarla aynıdır. Meme volumü fazlalığı olan ve dikleştirme gereken olgularda ise süt kanallarının çok az bir miktarının çıkarılması gerekebilir, hemen hiç bir vakada süt verme etkilenmez.

Meme küçültme ameliyatından sonra görülen hissiyat azalması veya değişikliği bu hastalarda çok daha düşük orandadır. Ameliyattan bir kaç ay sonra eski haline çok yakın bir seviyeye kavuşur.

Memenin yeterince dikleşmemesi, meme başı asimetrileri, yara izlerinin belirginliği gibi sorunlar görülebilir. Özenli cerrahi planlamayla bunlar önlenebilir, bazı olgularda ikincil cerrahi girişimler gerekebilir.  Memeye protez uygulamasıyla beraber dikleştirme yapılan hastalarda tıpkı meme büyütme hastalarında olabileceği gibi kapsül kontraktürleri görüleblir (lütfen “meme büyütme ameliyatları/ meme büyütme ameliyatlarında ne gibi sorunlar olabilir?” alt başlığına bakınız).

Kanser Sonrası Meme Onarımları

Meme kanseri tanısı alan tüm kadınlar, ister erken evre, ister geç evre, ister radyoterapi / kemoterapi görmüş olsun, meme rekonstrüksiyonu için adaydır. Sadece tıbbi olarak ameliyat olmasını engelleyecek bir durumu olan hastalar istisna tutulabilir.

Meme onarımı meme kanseri ameliyatıyla eşzamanlı olarak veya radyoterapi ve kemoterapi süreci bittikten sonra geç dönemde yapılır.

Radyoterapi alma ihtimali olmayan tüm hastalara kanser ameliyatıyla aynı seansta meme rekonstrüksiyonu yapılabilir. Bu gruba tek istisna, “kısmi olarak memesi alınacak ve sonrasında radyoterapi görecek olan hastalardır. Bu gruba meme onarımı kanser ameliyatıyla aynı anda yapılır ve sonra radyoterapi görürler.  Meme onarımı, memesi tamamen alınan ve radyoterapi göreceği kesin olgulara kanser ameliyatıyla aynı anda uygulanmaz çünkü radyoterapi yumuşak dokular ve protez üzerine olumsuz etkiler yaratır. Protezde ve vücudun kendi dokusu kullanılmış hastalarda asimetrilere, deformasyonlara ve kötü kozmetik sonuca neden olur. Ancak memesi kısmen alınacak ve sonrasında radyoterapi alacak hastalar bu duruma istisnadır. Tumor çıktıktan sonra memesinin şekillendirmesi, gerekiyorsa karşı memenin de simetrisinin sağlanması kanser ameliyatıyla eşzamanlı yapılabilir. Hastalar daha sonrasında radyoterapi alır.  Özetleyecek olursak eşzamanlı meme onarımı yapılabilecek hasta grubu şöyledir:  Erken evre meme tümörü olan hastalar (evre 1) Memesinin tamamı alınacak, kemoterapi alacak, ancak radyoterapi almayacak hastalar Memesinin bir kısmı alınacak, ameliyat sonrası radyoterapi alacak hastalar

Geç meme rekonstrüksiyonu, hastanın kemoterapi ve radyoterapi süreci bittikten sonra yapılan meme onarımlarıdır. Geç rekonstrüksiyon yapılabilecek hasta grubu şöyledir:  Memesinin tamamı alınmış, radyoterapi süreci bitmiş olan hastalar Memesinin bir kısmı alınmış, radyoterapisi bitmiş olan hastalar

Kullanılan yöntemler şöyledir:  Doku genişletici ve veya protezle meme onarımı Hastanın kendi dokusuyla meme onarımı Hem hastanın kendi dokusu hem de protezin beraber kullanıldığı yöntemler

Protezle meme onarımları radyoterapi görmemiş veya görmeyecek hastalarda hem kanser ameliyatıyla eşzamanlı olarak hem de kanser ameliyatından seneler sonra yapılabilir.

Protezle meme onarımı meme kanseri ameliyatında meme dokusuyla beraber ne kadar cilt çıkarıldığına gore farklı yöntemlerle kombine olarak yapılır. Bu yöntemler şöyle özetlenebilir:

1- Deri koruyucu mastektomi ile eşzamanlı protezle onarım:

Kanser ameliyatıyla eşzamanlı olarak yapılan meme onarımlarında, özellikle küçük boyutlu, cildi sarkmamış memelerde deri koruyucu mastektomi sonrası protez konabilir. Eş zamanlı protezle rekonstrüksiyon ameliyatı yapabilmek için ideal hasta küçük veya orta boy memeleri olan veradyoterapi görmeyecek olan hastadır. Meme derisi ince ve sarkmış olan hastalarda meme başının dolaşımının korunabilmesi biraz daha zordur. Radyoterapi ise kapsül kontraktürünü artırdığından uzun dönemde asimetrilere neden olabilir. Bu nedenle revizyon ameliyatları ile tekrar simetri sağlanması gerekebilir.

Protez kas altına yerleştirilir. Memenin alınması sırasında genel cerrahın kullandığı kesiden protez yerleştirilir. Ek iz olmaz. Meme başı ve areolanın kanser ameliyatı için çıkarılacağı olgularda meme başı ve areola tekrardan oluşturulabilir (“meme başı ve areola nasıl tekrardan yapılır?” başılığına bakınız).

2- Hem deri hem de meme dokusunun beraber çıkarıldığı mastektomiler sonrası meme onarımı:

Bazı olgularda, kanser ameliyatında meme dokusuyla beraber deri de çıkarılır. Bu hastalarda protezi yerleştirebilecek bir boşluk olabilmesi için kanser ameliyatıyla aynı seansta kas ve cilt altına yerleştirilen ve tuzlu suyla şişirilen bir balonla once yeterli miktarda şişirilmesi ve 2. bir seansta protez yerleşitirlmesi gerekir. Şişirme yaklaşık 2-3 ay surer. İkinci bir seansta uygun protez yerleştirilir.

Mastektomisinden seneler sonra başvuran hastalarda da, tıpkı eşzamanlı onarımlarda olduğu gibi, once doku genişleticiyle deri genişletilip ardından protezle onarım yapılabilir.

Bazı olgularda, kanser ameliyatında meme dokusuyla beraber deri de çıkarılır. Bu hastalarda protezi yerleştirebilecek bir boşluk olabilmesi için kanser ameliyatıyla aynı seansta kas ve cilt altına yerleştirilen ve tuzlu suyla şişirilen bir balonla once yeterli miktarda şişirilmesi ve 2. bir seansta protez yerleşitirlmesi gerekir. Şişirme yaklaşık 2-3 ay surer. İkinci bir seansta uygun protez yerleştirilir.

Mastektomisinden seneler sonra başvuran hastalarda da, tıpkı eşzamanlı onarımlarda olduğu gibi, once doku genişleticiyle deri genişletilip ardından protezle onarım yapılabilir.

Hasta radyoterapi görmüşse ve memenin tamamı alınmışsa, o zaman vücudun kendi dokusuyla beraber protez uygulaması tercih edilir. Bunun nedeni, radyoterapi almış derinin genişleme kapasitesinin sınırlı olması ve komplikasyonlara açık olmasıdır. Hastanın kendi dokularından sırt dokusu, protezle beraber kombine edilebilen ve en sık kullanılan dokulardandır. Sırt dokusu ve protezin beraber kullanımı hem radyoterapi görmüş cildin yerine sağlam kanlanması olan bir doku gelmesini sağlar, hem de altına protez yerleştirildiğinde gerekli olan meme büyüklüğüne erişilebilmiş olur.

Rekonstrüksiyon sonrasında uzun dönem simetriyi arayan, protez ameliyatından daha uzun ve zor bir ameliyat sonrası süreci kaldırabilecek hastalar için uygun yöntemlerdir. İkincil revizyon ihtimali daha düşüktür. Tecrübe ve meme onarımı ile ilgili eğitim almiş olmayı gerektirirler. Genellikle spesifik olarak meme rekonstrüksiyonuyla ilgilenen plastik cerrahların önerdiği yöntemlerdir.

1- Sırt dokusu: Sırt kası ve deriyi içerir

Radyoterapi almış veya almamış hastalarda, sağlam memesi orta büyüklükte olanlarda, karın dokusu fazlalığı olmayan veya karnının kullanılmasını istemeyen, uzun ameliyatı kaldıramayacak veya tercih etmeyen hastalarda uygulanır. İyileşme karın dokusunun kullanıldığı rekonstrüksiyonlardan daha kısa, protez ameliyatlarından daha uzun sürer. Sırtta, sütyen hattının içinde kalacak bir iz kalır. Protezle combine kullanılabilir. Bu, karşı memenin büyüklüğüne bağlıdır.

 

2- Karın dokusu: İki şekilde kullanılabilir

– Karın kası, karnın alt kısmındaki yağ ve deri içerecek şekilde mikrocerrahi teknik gerektirmeyen bir ameliyat olarak yapılabilir. Karnın alt tarafında bir miktar fazlalığı olan, sağlam memesi orta büyüklükte, uzun ameliyatı kaldırabilecek hastalarda uygulanır. Karın kası karnın alt tarafındaki deri ve yağ dokusuyla beraber alınarak meme oluşturulur. Karın alt tarafı karın germe ameliyatındaki gibi kapatılır. Ameliyat izi, sezaryen izinden daha uzun ve göbek deliği içinde kalan bir iz şeklinde olur. Protez ameliyatına göre hastanın günlük hayata dönmesi daha uzun sürer. Ancak yabancı bir cisim kullanılmadığı için protez ameliyatlarında yaşanabilecek sorunlar yaşanmaz.

– Karnın alt kısmındaki yağ ve derinin kullanıldığı ameliyatlar mikro cerrahi gerektirir. Özellikli ameliyatlardır. En önemli avantajı karın kasının kullanılmaması, yani karın duvarı fonksiyonlarının korunmasıdır. Sadece vücudun kendi dokusu kullanıldığı için karşı meme yaşla beraber sarktıkça onarılan meme de sarkar, yani uzun dönemde simetri korunur. Yumuşaklığı hastanın sağlam memesi gibidir. Karın alt tarafı karın germe ameliyatındaki gibi kapatılır. Ameliyat izi, sezaryen izinden daha uzun ve göbek deliği içinde kalan bir iz şeklinde olur. Kasın kullanıldığı karın dokusuyla meme oluşturma ameliyatına göre daha çabuk iyileşir hastalar. Ancak yine de protez ameliyatına göre daha uzun sürer. Hasta açısından ameliyat sonrası dönem daha zordur.

Yağ enjeksiyonu A cup bir memenin kanser sonrası tekrar onarımında bir kaç seanslık girişimlerle yapılabilir. Protezle veya hastanın kendi dokusuyla oluşturulan bir memenin dekolte kısmının ve lenf bezi alındıktan sonra koltuk altına yakın bölgede oluşan boşluğun doldurulmasında kullanılabilir. Radyoterapi görmüş cildin kalitesini düzeltmede kök hücreyle combine edilerek uygulanabilir. Meme protezlerinin çevresinde oluşan kapsülünün yumuşatılmasında, hastanın hissettiği gerginliğin giderilmesi ve daha doğal hissedilmesi amacıyla kullanılabilir. Yağ karın, kalça gibi fazlalık olabilecek bölgelerden alınır.

Meme başı protez veya hastanın kendi dokusuyla yapılan rekonstrüksiyonun üzerindeki deri kullanılarak yapılır.  Areola ise karşı memeye simetri amacıyla dikleştirme/küçültme/ büyütme yapılırken karşı memenin areolasının zaten çıkarılacak kısmı kullanılarak yeniden oluşturulur.  Her 2 memesi tamamen alınmış hastalarda, meme başı, protez veya kendi dokusunun üzerindeki ciltten, areola ise tatuaj (dövme) yöntemiyle oluşturulur. Tatuaj doğal boyalarla ve areolaya en yakın olabilecek renk seçilerek yapılır.

Kanser sonrası meme onarımları çoğunlukla birden fazla girişim gerektirir. Bunun nedeni 2. Bir seansta karşı memeye simetriyi sağlamak amacıyla küçültme/ büyütme/ dikleştirme gibi işlemlerin gerekli olmasıdır. Meme başı ve areola yapılması genelde 2. seansta tamamlanır. Bazı hastalarda “touch up” denilen küçük yağ enjeksiyonlarıyla, lenf bezleri de alınan hastalarda koltuk altına yakın kısımdaki boşluk ve dekolte bölgesi doldurulabilir. Yani bu süreç 6 ay- 1 yıllık bir süreye yayılabilir.

Jinekomasti

Cilt fazlalığı olmayan, sadece meme dokusunda hafif büyüme olan olgularda sadece liposuction yeterli olur.  Cilt fazlalığı minimal ancak orta miktarda meme ve yağ dokusu artışı olanlarda ultrasonic liposuction (VASER) veya lazer liposuction daha faydalıdır. Hem fazla cildin bir miktar göğüs duvarına oturmasına yardımcı olur hem de yağ ve meme dokusu çıkarılır. Hem cilt hem de yağ ve meme dokusunun belirgin fazlalığında önce ultrasonik liposuctionla mümkün olduğu kadar meme ve yağ dokusu boşaltılır, sonra derinin fazlası meme başı çevresinde bir kesi yapılarak alınır.  Erkelerde iz fazla belirgin kalmaz, zaten cerrahi olarak meme başı çevresinden girerek yapılan ameliyat en son seçenek olarak tercih edilir. Ameliyat öncesi ve sonrası nelere dikkat edilmelidir?

Ameliyat öncesinde;  Aspirin ve kan sulandırıcılar (Kardiyoloğa danışarak, kesilmesinde sakınca yoksa) ameliyattan 10 gün once kesilmelidir) Voltaren, apranax, vermidon gibi antienflamatuarlar Ginseng, ginko bloba, co enzim Q gibi bazı bitkisel tabletler Yeşil çay, keten tohumu Tüm zayıflama hapları Bu maddeler kanamaya neden olarak ameliyat sonrası komplikasyonları artırabilir.

Ameliyat sonrasında;  Ameliyat 1-2 saat arasında sürer. Ameliyattan 3-4 saat sonra hasta tuvalete gidebilir, yemeğini yiyebilir. Aynı gün içinde taburcu edilebilir. Liposuction deliklerinin üzerinde küçük birer pansumanı olur. 3 hafta boyunca sıkı bir atlete benzeyen bir korse kullanılır. Bu, liposuction sonrası derinin göğüs duvarına yapışmasını sağlar. Şişlik ve sertlikler 2. haftanın sonuna doğru minimale iner.  Hastalar ertesi gün normal hayata dönebilir, araba kullanabilir. İlk 3 hafta spor olarak yürüyüş yapabilir. Kol ve göğüs fitness hareketlerine ise 6 haftadan sonra başlayabilir.

Göz Kapağı Estetiği

İkisi de uygulanabilir. Hastanın orta yüzü ve kaşlarına da müdahale edilecekse genel anestezi tercih edilir.

Sadece üst kapak ise 45 -50 dk, hem alt hem üst kapağa işlem yapılacaksa ortalama 2 saat sürer.

Olabilir, çünkü göz kapağı derisi vücudun en ince derisidir, yapılan cerrahinin etkileri kolayca görünür. Ameliyat sonrası soğuk uygulama bunu azaltır, rutin olarak da uygulanır.  Şişlikler ameliyatın 3. günü azalmaya başlar, 1 hafta- 10 gün içinde geçer.

Derinin fazla çıkarıldığı alt göz kapağı ameliyatlarında kapakta aşağı doğru çekme görülebilir. Yağ dokusunun fazla alınması, hasta yaş aldıkça gözde çukurlaşma ile sonuçlanabilir.